|
AÇIKLAMA ñ: (nazal) genizden söylenen 'n' sesi. yazımda kullanılmaz ama ege bölgesinde bir çok yerde telaffuzlarda kullanılır. bizde kelimelerinizde bu sesi vurgulamak için kullanacağız. Örnek: anız, normal n ile okunurken; añız, kelimesi ñ harfini genizden çıkarılarak okunur-söylenir. ' işareti bazı kelime aralarında kesik söylemek için kullanılmıştır. kat'i kelimesindeki okunuşu vurgulamak için. kelimeler için herkesten yardım bekliyoruz... aklınıza gelen kelimeleri anlamlarıyla birlikte not alıp
Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.
adresine gönderebilirsiniz. sözlük için güncelleme çalışmaları devam ediyor....
| abooooov | şaşma ünlemi | | adambaş | bağdaş (ayakları toplayarak oturma) | | alaf | ateş, sıcaklık | | anca | az önce | | andaval | salak | | andılmak | bir şeyin üzerine yaslanıp aşağıya sarkmak (balkondan sarkmak v.b.) | | abır | defne yaprağının kurutularak öğütülmüş tozu |
| babıç | ayakkabı | | badılcan | patlıcan | | bayakdan, bayak | biraz önce, az evvel | | bazlama | saç ekmeği | | bebbe | leblebi | | bereñarı | orta halli, şöyle böyle, (genelde sağlık durumu için kullanılır) | | be'namaz | bir işi yapmak için isteği olmayan | | beñzibeti atmak | yüzünün rengi solmak | | bıdıramak, bıdırdamak | ağız kavgası etmek | | biiiiyy | şaşma ünlemi | | biğle | misket, bilye | | boz | gri | | böğsümek | ağlamak isteyip te ağlayamama durumu | | buğça, buhça | bohça, sofra. daha çok iş yerinde yenmek için evde hazırlanan azık ve azık için kullanılan küçük sofra bezi için söylenir. | | buymak | üşümek | | bülkümek | kaynama, fokurdama olayı | | bııırık | birazcık, azıcık |
| cere | küçük testi | | cırcır | fermuar | | cıynak | tırmak, pençe | | cülük | kuş yavrusu | | cavlak | kel, dazlak | | | |
| çened | bacak, but | | çiğdem | çekirdek, ayçiçeği | | çimçik | cimdik | | çimmek | yıkanmak | | çinçon | omuz | | çölpe | beceriksiz | | çöödürmek | suyu ileri doğru dökmek | | çötmek | kalça | | çamış | sürekli çifte atmaya çalışan yük hayvanı (katır, at, eşek ) | | çığıt | hamile kadınların yüzünde oluşan koyu leke | | çaşıt | kolaçan etmek | | çörtük | armut aşılanan anacın meyvesi (ahlattan küçük ) |
| dañazınak | kafası şişmek, sersemlemek | | dayama | sacın kenarında ekmeğin yaslandığı taş | | depik | tekme | | depiklemek | tekmelemek | | divdikli | tel kadayıf | | domacca | domates | | dulda | emniyetli yer, tesirden uzak yer | | düver | çatıyı taşıyan büyük ve uzun, bütün ağaç gövdesi | | dağarcık | torba haline getirilimiş kuzu, oğlak postu | | dımdık | nokta | | duluk | yanak |
| elcimek | iyi huylu, sıcak kanlı, el uzatınca gelen | | ekeşlenmek | bahane edip beğenmemek | | ecik - bücük | ufak tefek | | eci | anneanne | | ebe | babaanne | | | |
| fasille | fasulye | | fıycıtmak | atmak, fırlatmak | | fıydırmak | atmak, fırlatmak, fıycıtmak | | fol | tavukların yumurtlama yerine konulan örnek yumurta | | folluk | tavukların yumurtlaması için yapılan yer | | farfarı | yanar döner |
| galpaklı | bağenilmeyen, sevimsiz | | gañgılaz | gelincik (çiçek adı) | | gañırtmak | elle çekip koparmak, sökmek | | gancık | dişi | | garaz | kin | | gayırmak | arka çıkmak | | gapıt | palto | | gızılbacak | kızıl gövdeli maki türü, iğdin | | gizgizza | kavgayı daha ateşli hale getirmek için söylenen ünlem | | gocadon | şalvar | | gov | dedikodu, arkasından çekiştirmek | | guuguk | kumru (kuş) | | guyruklu | akrep | | guzlamak | tavukların |
| hacat | eşya, edevat | | hamlamak | bir şeyin içinde kapalı kalarak beyazlayıp yumuşamak,Ör: lastik eldivenlerde elin bir süre kaldıktan sonraki beyaz ve yumuşak olması | | harım | sebze dikilen bahçe, terekelik, sovanlık | | hasancık | gelincik (hyv.) | | hışır | zayıf, çelimsiz | | hirim | iki tarafı duvar olan dar yol | | hora geçmek | yardım etmek |
| ırbık | ibrik | | ılıkman | yağ kandili | | ılkım salkım | zor seçilen, hayal meyal | | ırg | testere dişlerinin çaprazı | | | | | | |
| ibikli | alıngan | | işlik | gömlek | | ileençe | leğen | | ilmeçer | gelin başbağının renkli yazmayı (al) tutturmayı sağlayan ucu çengelli, oyalı aksesuar | | | | | | |
| kañsırık | ağızdan gelen balgam | | kekri | ağızı tuhaf (buruk) eden tat | | kemsirik | elma, armut gibi meyvelerin yendikten sonra kalan bölümü | | kepiriç olmak | üstüste iyice ezilmek | | kertiş | kertenkele | | kıskırmak | köpeğe saldırı emri vermek | | köz | kor | | közleme | kor üzerinde pişirilmiş yiyecek | | kürümek | süpürürcesine temizlemek, toplamak |
|